Bir senedir uzerinde calistigimiz deneylerin makalesini yazmaya basladim sonunda. Okunulan onca makale, bilgiler, gorulen deneyler, ortaya attigin hipotez, sonra bunun projeye dokulmus hali, onun uzun uzadiya deneyleri, elde ettigin ya da edemedigin sonuclar... Bunlari toparlayip, bu alanda calisan diger insanlarin da anlayacagi bir duzene sokup, makale haline getirmeye calisma isi... Tabii toparlanmasi gereken bu kadar cok mesele olunca insan, makale yazarken kendini de dagitiyor :) Pubmed ile birlikte Facebook, twitter ve youtube'u en cok kullandigim zamanlar bunlar. Hatta simdi gun ortasinda tutup blog yazmak da bunlarin icinde yer aliyor. Sabah gelince bir maillere goz atip, kafani toplamak icin haberlere bir goz attiktan sonra, dunku kalinan yerden word dosyasi aciyorum. Haftasonu da geldigim icin kelime sayisi 2000 e yakin olmus , iyi. Persembeye kadar 3000 i gecersem hocaya sunarim eldekileri diyorum. Biraz donup dolaniyorsun yazmis oldugun paragraflarda. Aklima gelen birsey olursa paragraf ekleyip yeni bir fasil acabiliyorum. Sonra eksik birsey farkedip pubmede dalip on onbes makaleye goz atip istedigini bulabiliyorsun ya da sonraya birakiyorum.
Bilimsel de olsa, makale icin insanda kurgu yetenegi olmali. Hikaye gibi, dizi senaryosu gibi mantik baglarini kurup, kafandakini bir gelisim icinde anlatmalisin. Istersen bir sene once yaptigin deneyi en sonda anlatirsin, istersen en son buldugun seyi basa yazip buradan yola ciktik diyebilirsin. Nasil yaparsan yap, okuyucu onu kolayca okuyup kafasinda mantik taslarini dizebilmeli. Sadece bilgi yigini sunacak olursan, o yaptigin bir seyleri tamamlamaya degil de, cok guzel kafa karistirmaya yarar.
Bir kac paragraf gozden gecirip biraz ilerledikten sonra, hoca da yoksa biraz muzik acip dinliyorum. Eger makale ile cok mesgul ise kafam, klasik iyi gidiyor. Yok, makalenin biraz disina tasmis, dinlenmek filan icinse, biraz ara vermek mahiyetinde ise baska muzikler de olabiliyor. Bazen, diger makaleleri okurken veya kendi bulgularini gozden gecirirken, ya da cok alakasiz birseyler dusunurken, aklima kanser ile alakali garip seyler geliyor. Hemen hepsinin sonunda biryere cikmayacagini biliyorum ama gene de hosuma gidiyor hemen kalem kagida sarilip aklima geleni yazmaya basliyorum, bazen bir sayfayi buluyor bunlar.
Bazen gozum laboratuarin disina kayiyor. Hollywood tepeleri ve arkadaki beyaz hollywood yazisina kadar gorunuyor. Bazen laboratuar icinde volta atip, aklima birsey gelince de hemen bilgisayarin basina cokup aklima geleni yaziya dokuveriyorum...
Cok da ara vermemek gerekiyor, sonra toparlamasi ve birseyler yazmasi zor olabiliyor, yaziya doneyim en iyisi...
30 Ekim 2013 Çarşamba
Prostat Meselesi...
Otobuste giderken, bazen homeless, yani sokakta yasayan insanlar biniyor otobuse. Dis gorunuslerinden pejmurde hallerinden anlasiliyor. Bazilari, yogun bir urin kokusunu da beraberinde getiriyor.
Prostat kanseri hastalarla calistim bir sure. Eger prostat ameliyati gecirmisler ise, 1-1.5 sene kadar idrarini tutamiyorlar, bezle dolasmalari gerekiyor. Bir kisminda bu sorun kalici olabiliyor. Bunun disinda, eger prostat buyumesi filan varsa, bazen her saat basi idrar yapma ihtiyaci hissediyorlar.
Sokakta yasayan yasli insanlarin, muhtemelen bir kismi prostat hastasidir. Zaten sokakta yasiyor, saat basi nasil bulabilecek ihtiyacini gorebilecegi bir yer? Bugun otobuste gelirken de, yasli bir amca otobusten hemen acele ile indi, duragin kenarinda idrarini yapti.
Cok sukur, musluman memleketlerde camiler bol, tuvaletleri filan var da, bu durumda olan yaslilar cok zor durumda kalmiyor.
Bunlar da hayatin gercekleri. Hep 20-30 yaslari yasamayacagiz...
Prostat kanseri hastalarla calistim bir sure. Eger prostat ameliyati gecirmisler ise, 1-1.5 sene kadar idrarini tutamiyorlar, bezle dolasmalari gerekiyor. Bir kisminda bu sorun kalici olabiliyor. Bunun disinda, eger prostat buyumesi filan varsa, bazen her saat basi idrar yapma ihtiyaci hissediyorlar.
Sokakta yasayan yasli insanlarin, muhtemelen bir kismi prostat hastasidir. Zaten sokakta yasiyor, saat basi nasil bulabilecek ihtiyacini gorebilecegi bir yer? Bugun otobuste gelirken de, yasli bir amca otobusten hemen acele ile indi, duragin kenarinda idrarini yapti.
Cok sukur, musluman memleketlerde camiler bol, tuvaletleri filan var da, bu durumda olan yaslilar cok zor durumda kalmiyor.
Bunlar da hayatin gercekleri. Hep 20-30 yaslari yasamayacagiz...
17 Ekim 2013 Perşembe
Kafa Kagidi - 12
Kurban bayraminda, STKlar bircok ulkede kurban kesip dagittilar. Allah kabul etsin, iyiliklerini daha da artirsin.
Yalniz, dikkat edilmesi gereken bir sey var. Bazi yerlerde, kurban eti dagitimini kameraya almislar. Hatta bazen bir degil, birkac kamera birden oradaki insanlara odaklanip cekim yapiyor, bazilari ellerinde telefonla cekim yapiyorlar. Kurban eti almaya gelen insanlarin bazilarinin yuzlerini kapattigi goruluyor.
Ecdadimiz, muhtaclara yemek dagitirken aksamin karanliginda yaparlarmis bu isi ki, utandirmayalim diye.
Keske, kurban sevincini dunyanin heryerine tasima gayretinin yaninda, biraz da o insanlarin izzeti nefislerine dokunmadan, gerekli hassasiyet gosterilerek yapilsa bu isler.
Vesselam...
Yalniz, dikkat edilmesi gereken bir sey var. Bazi yerlerde, kurban eti dagitimini kameraya almislar. Hatta bazen bir degil, birkac kamera birden oradaki insanlara odaklanip cekim yapiyor, bazilari ellerinde telefonla cekim yapiyorlar. Kurban eti almaya gelen insanlarin bazilarinin yuzlerini kapattigi goruluyor.
Ecdadimiz, muhtaclara yemek dagitirken aksamin karanliginda yaparlarmis bu isi ki, utandirmayalim diye.
Keske, kurban sevincini dunyanin heryerine tasima gayretinin yaninda, biraz da o insanlarin izzeti nefislerine dokunmadan, gerekli hassasiyet gosterilerek yapilsa bu isler.
Vesselam...
13 Ekim 2013 Pazar
Hucre ve Yapitaslarinin Boyutu
Linkte, hucrenin, bakteri ve viruslerin, DNA nin boyutu interaktif olarak gosterilmis, fikir vermesi acisindan oldukca guzel.
http://learn.genetics.utah.edu/content/begin/cells/scale
http://learn.genetics.utah.edu/content/begin/cells/scale
28 Eylül 2013 Cumartesi
Gorebiliyorum!
Lise yillarinda yurtta kaliyordum. Bir sabah uyanip gozlerimi actim. Bembeyaz. Bembeyaz dedigim, kar yagmis filan degil, sadece beyaz, baska hicbirsey goremiyorum. Beyaztan baska renk yok, hicbir cisim yok, sadece beyazlik. Inanamadim, gozumu tekrar acip kapattim ama yine beyazliktan baska birsey yok. Bayagi korktum, bildigin birsey goremez haldeydim. Bir an icimi bir korku kapladi, kor olup birsey gorememek bayagi urkuttu, bircok sey gecti aklimdan...
Sonrasinda basimi ote yana cevirdim, oda oldugu gibi gozumun onundeydi. Renkleri goruyordum, dolabi, ranzayi, pencereyi. Meger yuzum duvara donuk uyanmisim, beyaz boyali dumduz duvar. Uyku mahmurlugu ve saskinliktan oturu beyazdan baska birsey goremeyince de bayagi korkmusum :)
Sonrasinda basimi ote yana cevirdim, oda oldugu gibi gozumun onundeydi. Renkleri goruyordum, dolabi, ranzayi, pencereyi. Meger yuzum duvara donuk uyanmisim, beyaz boyali dumduz duvar. Uyku mahmurlugu ve saskinliktan oturu beyazdan baska birsey goremeyince de bayagi korkmusum :)
25 Eylül 2013 Çarşamba
Melting Pot
Amerika, disardan gelen insanlari kendi kulturune katmada cok yetenekli. Her ulke, kultur, irk, dinden insanlar geliyor dunyanin dort bir yanindan. Bir muddet sonra, kendi kultur ve aliskanliklarini birakip, gittikce bu ulkenin kulturunun icinde kaybolup, herhangi bir Amerikalinin zevk aldigi seylerden zevk almaya, gittikce benzemeye basliyorlar. Diger ulkelerde bu durum nasildir bilmiyorum ama, Amerika'da bayagi yogun. Belki sundugu yasam stilinin kolayligi ve insanin zevklerine hos gelmesi, belki Amerika'nin dunyadaki guclu devlet olmasinin olusturdugu psikoloji buna sebep oluyordur.
Amerika icin, bundan dolayi "melting pot" ifadesinin kullanildigini duydum. Yani icine attiginiz herseyi eriten bir kazan...
Amerika icin, bundan dolayi "melting pot" ifadesinin kullanildigini duydum. Yani icine attiginiz herseyi eriten bir kazan...
Isin bir de diger boyutu var tabii. Amerika, ayni zamanda farkli kulturlere son derece ozgurlugun sunuldugu ve farkliliklara alisilmis bir ulke. Sokakta yururken, ne kadar farkli giyinseniz ve ne kadar farkli davransaniz da kimse ikinci bir sefer donup bakma ihtiyaci hissetmiyor nedense. Farklilik, siradanlasmis gibi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

