11 Mayıs 2018 Cuma

Yeni Universite - 5

Turkiye'de 2017 yili itibari ile 186 universite vardir diyor vikipedia. Bazi universitelerin bolunmesi ve yeni universitelerin kurulmasi ile ilgili haberler var son gunlerde. Bazi universitelerin isimlerini de degistirmisler, siyasetcilerin isimlerini eklemisler. Iclerinde takdir ettigim insanlar da var ama siyasetci isimlerinin universitelere verilmesi itici geliyor. Neden mi? Universite, bilim ve fikirlerin uretilip tartisildigi yerdir, en azindan tanim olarak. Gunumuz siyaseti, birakin universitelerin fikir ve bilimine katki saglamayi, universite icindeki makamlari politiklestirerek ozgur bilim ve dusunce ortamina eksi yonde bir etkisi olmakta. Bunun icin kotu niyetli olmaya da gerek yok, rektorleri atamaniz yeterli. Universite gibi kurumlarin basindaki rektorun atanan bir kimse olmasi, basli basina acinacak bir durum zaten. Ha diyeceksiniz, akademik camianin hic mi sucu yok diye. Onlarin sucu daha buyuk. Simdiye kadarki uretilmemis bilim, ortaya konulamamis ozgur dusunce ortami zaten buyuk bir eksi onlarin karnesinde. Ne taraftan dokunsaniz caninizi sikan turden bir konu. Maalesef.
Turkiye'de 186 universite var ve dunyada ilk 500'e birkac tanesi giriyor. 80 milyonluk nufusun en iyi kafalarini alan universiteler o kadarini da yapsin artik. Bir ise baslamadan once baslangic noktasini cok iyi anlamak gerekir. O noktaya bakarak nereden baslandigini ve zaman icinde gene o noktaya bakarak nerede oldugunu gorur insan. Kendimizi, gercekte oldugumuzdan farkli noktada gormek, gerceklikten kopmak ve yanilsamadan baska birsey degildir. O anki duygusal tatminiyetten baska bir seye hizmet etmeyecegi gibi, gerekli gayret ve dikkati gereken yere yoneltmeyi onledigi icin de ayni zamanda zararlidir.
Daha anlasilir ve ozet seklinde ifade etmek gerekirse, 186 sozde universite icinde isminin hakkini verebilen belki birkac tane ancak cikabilir. Basimizi iki elimiz arasina alip ciddi ciddi kafa yormak gerek. Nerede unuttuk bilimi, nerede siyasetin akintisina kapildi hocalar, nerede hep universiteler sadece arac olarak goruldu kendi gucune guc katmak adina. Belki ornek bir universite acilsa, dis siyasetin ve ic siyasetin bulasmadigi, sadece ozgur dusunce ve bilimin egemen oldugu... Acaba digerlerine ornek olur mu? Tum universiteler ozerk olsa mesela. Devlet, sinirli maddi destek disinda universitelere karismasa. Mufredat koymasa mesela, sonucta ilkokul degiller ya, universiteler kendi mufredatlarini kendileri belirlese. Tum hocalar sozlesmeli olsa universitelerde, bir kere profesor olunca omur boyu o unvan yapisip kalmasa. Hak etmeyeni kapi onune koysalar, calisani da taltif etseler. Afedersiniz, 'dinazor' hocalardan kurtulabilir miyiz o zaman? Yani sadece profesor unvani olur kursude yer isgal etmekten baska ogrenci ve bilime bir katkisi olmayan hocalardan?
Olabilecegi varken olamayan o kadar guzel gelisme var ki. Baskalarinda gordukce icim gidiyor ve neden bizde yok diye hayiflanmadan duramiyorum.

7 Kasım 2017 Salı

Doktora Yazilari - 4

Iki yil geride kaldi doktora egitiminde. Geri donup baktigimda farkettigim, bu egitime baslarken beni neyin bekledigini bilmiyor oldugumdur.
Bilimadami (scientist) yetistirmek doktoranin amaci. Lise veya universite gibi kitaptan degil ama birebir icinde olarak verilen bir egitim. Once bir altyapi olusturuluyor hazirlik dersleri ile. Laboratuar seciliyor ve deneme (pilot) deneyler ile bir yandan teknikler ogrenilip yetenek kazanilirken ote yandan bilgi (knowledge) olarak da ilerlemeye bakiliyor, alanda cikmis ve cikmakta olan onemli arastirmalari takip ederek. Bazen derleme makalesi (review) yazilmasi isteniyor alana yeni giren ogrencilerden. Taranan yuzlerce makale ile az cok bir fikir sahibi olunabiliyor o alanda ne calisilmis, neler biliniyor ve hangi konular uzerinde yogun calisma var, bunlar gorulebiliyor.
Temel kazanildiktan sonra asil proje kismina geciliyor. Genelde hocanin arastirmasinin bir parcasi olan konu seciliyor. Zamanla o alanda eksik olan, ve ogrencinin kapasitesine uygun arastirma projesi (research proposal) ortaya cikmis oluyor boylece.
Deneylerin ne sonuc getirecegi belli olmadigi icin onu gorulemeyen bir yol.
Zihnin, degisime direnc gosterdigini hissediyorum, hocanin (mentor) sekillendirmeye calistigi bilimadami zihnine gecis icin direnc... Keske daha erken, universite yillarinda bu egitim verilebilseymis diyorum.

14 Şubat 2017 Salı

112'den - 1

Üç aya yakın zamandır Elazığ 112 de çalışıyorum. Ambulans hekimleri 24 saat nöbet usulü ile çalışır. Aynı zamanda ekipteki şoför, ATT ve hizmetli de nöbet usülünde çalışır. Önceden bazen merak ederdim bu ambulanslar nerden geliyor diye. Şimdi öğrendim, belli istasyonlarda bekiliyorlar. İçinde dinlenme odalarının, deponun, mutfağın bulunduğu istasyonlar bunlar. Elazığ merkezde 6 adet var. En iyisi biri 112yi aradıktan sonraki olanları anlatayım, daha anlaşılır olur. 112 çağrılarının geldiği yerde, gelen aramaları değerlendiren 1 doktor ve ona yardımcı ATT ve sağlık personeli bulunur. Değerlendirme sonucunda ambulans gerekli görülür ise, telsizden anons geçilir, olay yerine en yakın ekip çıkarılır. Elazığ'ın mahalleleri ambulans istasyonları arasında paylaştırılmıştır, çıkacak ekip ona göre bellidir. Eğer olay yerine yakın ekip görevde ise, ondan sonraki en yakın ekip çıkar. Anons geldiği zaman aşağı yukarı 1 dakikada ambulansa binilmiş olur. Yolda vaka bilgisi ve ayrıntılı adres alınır. Yanlış bilmiyorsam Elazığ'da olay yerine ulaşma süresi 6 dakika gibi bir süredir. Bu, bildiğim kadarı ile Türkiye ortalamasının da altında bir süre. Vakaya gerekli ilk müdahele olay yerinde yapılır, sonra da uygun bir hastaneye nakledilir. Kısaca bu şekilde yürüyor işler.
Ne tür vakalara gidiyorsunuz diyecek olursanız, aslında gittiğimiz vakaların yarısı, bence ambulans gerektirmeyecek türden. Yani, eğer ambulans hekiminin yapabileceği birşey yoksa ve hasta kendi ayağı ile gidebilecek ise veya beş dakika yerine yarım saatte hastaneye ulaşmış olması dur mu açısından birşey değiştirmeyecek ise ambulans gerekmez diye düşünüyorum. Çünkü ambulansın gerek olmadığı bir vaka ile meşgul iken gerçekten ambulans gereken bir vaka çıktığı zaman ve gecikme olduğunda buradaki haksızlık ne olacak? Gerçekten ambulansın gerekli olduğu vakalarda, bizim açımızdan zor da olsa memnuniyet duyuyoruz, çünkü yaptığımızın bir işe yaradığını bildiğimiz zaman yorgunluk filan görükmüyor insanın gözüne.

(2012 senesinden, taslak olarak kalmis eski bir yazi)

10 Şubat 2017 Cuma

Evrim uzerine

Oyle sorular var ki... Cevaplanmasi binlerce bilimadaminin omurleri kadar arastirma tutabilecek calismalar isteyen sorular... Bir yandan bir kismina cevap bulunuyor ama ote yandan cevabi o kadar uzak gorunen sorular var ki. Ornegin canliligin nasil basladigina dair olanlar.
Var olan teori, bircok seyi askida birakiyor. Canliligin, disardan mudahale olmadan daha mukemmel forma donmesi var olan teoride yatan. Kendi aklimizla yapamadigimiz, deneme yanilma ile nasil kendiliginden olabiliyor?
Bir Mersedes marka araba dusunun mesela. Brezilya'nin balta girmemis ormanlarinda karsiniza ciksin. Ve bir fabrikadan da cikmamis oldugu kesin olsun. Kac milyar yil gecerse gecsin, dunya uzerinde gerekli olan tum hammadde var da olsa bir araba cikmayacagini biliriz bir ust aklin mudahalesi olmadan. Ust akil mudahalesi acisindan dusunecek olursak, bir hucrenin var olmasi icin gerekli oldugunu varsayabilecegimiz ust akil, Mersedes'ten geri kalir degildir. Basit mantiki yaklasim bu.
Eminim, var olup genel kabul goren Evrim teorisi yerine konulabilecek ve yaratilisin derinligini aciklayabilecek yeni bir teori bakis acimizi daha berrak hale getirecek ve belki de gozden kacirdigimiz nice kesiflerin onunu acacaktir.

Doktora Yazilari - 3

Doktoranin ortalarina dogru geldikce (umarim) aslinda uzun bir yola cikmis oldugumun farkina variliyor. Ogrenecek ne cok seyin oldugunu anliyorum bir yandan da.

Haftalik olarak bir saat civarinda hoca ile toplanti yapiyoruz. Deneyleri, projenin ne asamada oldugunu vs gozden geciriyoruz.
Deney sonucu negatif ciktigi zaman da, onun negatif oldugunu gostermek-ispat etmek gerektigini bir kez daha anladim. Aslinda, gerekli bilgi ve beceri donanimina sahip olup zihne de bilimsel dusunme evresine gecebildikten sonra sonuc getirici-bilgi duzeyini artirici ilerleme yapmak -zahmetli ve zaman alsa da- kolay gorunuyor. 'kolay'dan kastim, anlasilmaz ve yorumlanamaz sonuclar icinde bogulmamak, ilerleyici adimlar atabilmek.
Hoca, bazen aniden soruveriyor, yaptigin arastirmanin su kismindaki deneyin sebeplerini ve bekledigin sonuclari say diye. Her atilan adim, sebepli ve nereye cikacagi konusunda en azindan delilli fikir sahibi olmak gerekiyor. Zihnen bir degisim belki de boyle boyle gelisiyor. Bilmiyorum henuz.

13 Ocak 2017 Cuma

MIT Dersleri

Youtube'da zaman zaman cok faydali videolar oluyor. MIT'nin ders videolari da bunlardan biri. Ayrica UCLA, Stanford, Berkeley gibi universitelerin de benzer hizmetleri mevcut.
Bunlardan Eric Lander'in DNA uzerine olanlari harika. 1920'lerden baslayip, DNA'nin bulunmasi ve genetik uzerine dersleri zihinde taslari epey yerli yerine oturtuyor.
Video ile birlikte benzerlerini de calma listesi (playlist) olarak gorebilirsiniz. Dili Ingilizce, keske Turkce secenegi de olsa daha fazla insan yararlanabilirdi.


25 Aralık 2016 Pazar

Yeni Universite - 3



Bazen eskileri degistirmek mumkun olmayabiliyor. Veyahut, ilerleme olsa da, verimi dusuk olup harcanilan emege degmeyebiliyor. Belki de, eski universite mantigini elestirmeyi birakip, sifirdan baslamak gerek. Eskileri degistirmek, elestirmek, onla savasmak yerine, o sarfedilecek gayreti yeni bir mekan ve anlayisla, ayni hedefte kimseler ile gerceklestirmek mumkun olabilir.

Yurtdisinda iken gayet iyi bilimsel calismalar icinde bulunup gercek universite sistemini icsellestirdikten sonra, yurda donup, mevcut hantal sistemin icinde tekrardan herseyi akisina birakan kac kimse vardir acaba? Veya bunun potansiyeli nedir? Zannimca epey yuksek bir ihtimaldir bu. Cunku, her adiminda karsilasacagi engeller, bir sure sonra insani yorar. Asil yapmayi amacladigi bilimsel calismalar degil, onu yapmak icin asmasi gereken sistem engelleri bir sure sonra pes ettirir diye dusunuyorum. Cozum mu?

Gecenlerde yirmi yildir yurtdisinda olan bir bilimadami ile sohbet ediyorduk. Belli bir amaca adanmis, o konuda calisma gayreti ve istegi olan yetismis kimselerin olusturabilecegi enstitu fikrinden bahsetti. Enstitu, universite de olabilir. Onemli olan, kendi atmosferini olusturabilecek ve bilimin yapilacagi bir yer. Mensuplari, siyasi kaygi ve oteki cekismelerden uzak bir zihin gundemi ile, sadece yapmak istedikleri arastirma faaliyetlerine odaklanmis olarak calisacaklar, hepsi bu.

Peki sonucta ne getirisi olabilir bu enstitunun?

En basta, bilim-arastirma faaliyeti yurutulmus olacak. Enstitunun zaten yegane amaci da bu olacak. Bundan baska, bilimsel arastirmanin Turkiye'de de gayet yapilabildiginin gostergesi olacak. "universite" kavraminin manasini yansitmis olacak. Belki ornek olacak diger adi universite olan yerlere.

Bir yerde okumustum, Akif, eskinin universitesi Darulfunun'da ilk derse girdigi zaman, “Burası ne darülfünun, ne siz bir darülfünun talebesisiniz, ne de ben bir darülfünun hocasıyım. Bunu bilin, kendimizi aldatmayalım.” demis.

Evet, 200 civari 'universite'si olan bir ulke olarak, ise belki de boyle baslamak gerekiyor.